GİRESUN TİYATRO TARİHİ

Sanatsal zenginlikleri konusunda tarihe tanıklık etmiş illerde olduğu gibi, Giresunumuzda tiyatro alandaki ayak izleri eskilere dayanmaktadır. Hatta o kadar eskilere dayanmaktadır ki, Anadolu’da çoğu illerimizden daha çok eski, daha zengin geçmişe sahiptir.

Bu zenginlik belki de Anadolu’nun çoğu medeniyetleri konuk ekmesinden ileri geliyor. Belki de ‘Mevlana felsefesi ve hoşgörüsüyle’ azınlıkları ortaklaşa yaşamanın kazandırdığı zenginlikten ileri geliyor.

Seyirlik oyunlar genelde köylerde oynanırdı. Doğaçlama esasına dayanan bu oyunların yerini zamanla modern tiyatro almıştır. Osmanlı döneminin Trabzon ‘Salnamesi kayıtlarına’ düşülen notlara bakılırsa, 1800’lü yılların ortalarına kadar, Giresun Kalesinin kuzey tarafında ‘Amfi Tiyatro’ bulunmakta olduğu yazıyor.

I.Meşrutiyet Dönemi’nde Osmanlı’nın Yönetim Merkezi olan İstanbul’da tiyatro kurulduktan sonra 1908 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu kurucularından Raşit Rıza’nın anılarında belirttiği gibi, ilk şehir tiyatrosunun Giresun’da kurulduğunu eşi Suzan Hanım ve Bursalı tiyatro yönetmeni Halim Efendi’nin de yer aldığı Giresun’daki tiyatroda sahneye çıktığını sahneye çıktığını aktarmaktadır.

Giresun’da tiyatro, İkinci Meşrutiyeti izleyen günlerde Raşit Rıza’nın öncülük ettiği Anadolu’nun Kuzey kasabasında, Giresun’un ilk Şehir Tiyatrosu ‘Millî İntibah Kulübü’ kuruluşunda öncü kadronun içinde yer alan Giresun redif taburu subaylarından İskele Binbaşısı Yzb. İbrahim Beyin girişimleriyle Milli İntibah Kulübü kurulmuş ve ilk kez Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre” adlı oyunu sahneye koymuştur. Bu oyunda Arslan Bey rolünü Yzb. İbrahim Bey udi ve henende rolünü eşi Madam Agavni oynamıştır. Giresun’da tiyatronun kurulması ve gelişmesi “Giresun Millî İntibah Kulübü”nün statüsünde gerçekleşmiş, karşıt düşünce ve engellemelere aşabilmek için statüsünü değiştirerek şirketleşmiş ve “Giresun Millî İntibah Şirketi” adını almıştır.

Giresun İskele Binbaşısı Halilzade İbrahim Bey

Yalnız bu topluluk çok kısa süreli olmuş ve birazda o günün özgül koşulları ve süregelen savaşlar nedeniyle erken kapatılmak zorunda kalmıştır.

Arkasından, 1912 yılında Türk Ocakları Tiyatro çalışmalarını üstlenmiş. Hatta bu yıllarda ilk ‘Müslüman Kadın’ sahneye çıkma başarısını göstermiştir. (Ne var ki, bu olay resmî olarak kayıtlara geçmediği için, 1917 yılında İstanbul’da sahneye çıkan Afife Jale sahneye ilk çıkan kadın olarak kayıtlara geçmiştir.)

Yine savaşlar nedeniyle kesintiye uğrayan tiyatro çalışmaları, 1914 yıllarında Opr. Dr. Cemil Paşa tarafından Belediye Tiyatrosu ‘Darülbedai’ kurularak 1916 yıllarının sonlarına kadar Tiyatro çalışmalarını sürdürmüştür.

Bu kültürel amaçlı kurulan yürüyüşte özellikle Bilgi Yurdu’nun yöneticiliğini yapan şair Can Akengin’in Giresun’da tiyatronun yeniden canlandırılmasında yoğun çalışmaları olmuştur.’Bilgi Yurdu’na eşlik etmek istercesine spor amaçlı kurulan ‘Hilal Spor’ ve ‘Akın Spor’ gibi zamanın kulüpleri tiyatro çalışmalarını yapmak içinde görev üstlenmiştir.

Can Akengin Tiyatro Kıyafetleriyle

1932 yılında ise ülkenin her yanında olduğu gibi Giresun’da da, Halkevi kurularak, tiyatro çalışmalarına ayrı bir önem veriyorlar. Öylesine önemsiyorlar ki, bir yandan dünya klasikleri eserleri sahnelerken, bir yandan da gündemin gelişen olaylarını oyunlaştırarak, kendi yazdıkları oyunları da sahnelemekten geri durmuyorlar.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte hız kazanan tiyatro çalışmaları, 1940’lı yılların başlarında Köy Enstitülerinin kuruluşu ve bağlı olarak dünya klasiklerinin dilimize çevirisinin zenginleşmesine paralel olarak İlimiz Giresun da tiyatro oyunlarının sahneleşmesi zenginleşmiştir.

                             HACI HÜSEYİN OCAĞININ SAHNEYE KOYDUĞU “BAYKUŞ” PİYESİ VE OYUNCULARI(11 MART 1944)

MEKTUP PİYESİNİN OYUNCULARI TOPLU HALDE (17 ŞUBAT 1945)

1.Yıldız Şen 2. Necla AKMAN 3. (?) 4. (?) 5. Reşat HEMŞİNLİ 6. Bilal LAÇIN

7.Ahmet KÖKSAL 8. Necmi ULAÇ 9. Ahmet SEMA 10. Cahit ŞEN 11. Rahmi ERGÜNEY 12.Cavit OKAR

Öylesine zengin bir duruma gelmiştir ki, orta okullarda ve liselerde sahneye oyun koymayan okullar, adeta küçümsenerek “Beceriksiz” veya “Tembel Okul” gibi algılanır bir hâl almıştır.

HABABAM SINIFI – 1968

ZAFER MADALYASI – ARALIK 1968

TENEKE – ŞUBAT 1969

Bu konuda dönemin Giresun Lisesi, o günün özgün koşulları günümüze göre çok zayıf olmasına karşın, profesyonellerin bile cesaret edemeyeceği projelerin altına girmiş ve üstesinden başarı ile gelmişlerdir. Molier’in ‘Cimri’ ‘Jul Sezar gibi yabancı dünya klasiklerini sahneleme başarılarını göstermiş ve bu eserlerin ürünü olarak da, ülkemizde bir dönemin ünlü komedi ustası (merhum) Öztürk Serengil gibi sanatçıları ileriye taşıyacak kapıların açılmasına vesile olmuşlardır.

1970’li yılların başında Giresun Halk Evinin bünyesinden yetişen (merhum) Salih Üstüntaş ve yine (merhum) Vahit Sütlaş, ustaların öncülüğünde Giresun İl Tiyatrosu (GİLT) kurulmuş ve faaliyetlerine devam etmiştir.

1971 GİLT-HABABAM SINIFI SÜRGÜNDE

1987   yılında (merhum) Mürsel Gülmez’in, öncülüğünde Bulancak Sanat Tiyatrosu kurulmuş. Disiplinli ve düzenli aralıksız yaptığı çalışmalarla kendisini günümüze kadar taşımasını bilmiştir.

MÜRSEL GÜLMEZ

1988 yılında ise Giresun Belediyesi Sosyal İşler Müdürü (merhum) Mustafa Dağ öncülüğünde Giresun Belediye Şehir Tiyatromuz kurularak , Necati Cumalı’nın “Derya Gülü” adlı eseriyle başlayan yeni dönem her yıl iki üç eserin sahneye konulmasıyla devam etmektedir.

1992 yılında şu anda içinde bulunduğu kendi bina ve sahnesinde tiyatro faaliyetlerini sürdürmekte ve her sezon haftanın belirli günlerinde Vahit Sütlaş Sahnesinde oyunlar sergileyerek tiyatro severlerle buluşmaktadır.